Ne izlesem dediğini duyar gibiyim 🙂

Yalnızlıkla baş etmeye çalışan yaşlı bir adam. Hayatına aniden giren enerjik komşuları, onun soğuk duvarlarını bir bir yıkar. ‘The Man Called Otto’, kayıplar, dostluk ve ikinci şanslar üzerine dokunaklı bir hikâye. Kalbinize sessizce dokunacak.

Mümtaz’ın hayatında hiçbir şey yolunda gitmemektedir. Yine böyle bir günde onun yolu Derya ile kesişir. Dahil oldukları büyük bir kaza, Derya ile Mümtaz’ın hayatını geri dönüşü olmayacak bir şekilde değiştirir. Mümtaz ile Derya aile olabilmenin zorlukları ve sonsuz aşkın sınırlarıyla mücadele etmek zorunda kalır. 

Kurnaz ve genç bir adam olan Arif, bir kasabada halı satarak yaşamını sürdürmektedir. Genelde yaşadığı bölgedeki insanlar, kendisini hafif üç kağıtçı bir tip olarak bilirler. Bir gün Arif’in dükkanına gelen yabancı müşteriler, ona hayal bile edemeyeceği bir deneyim yaşatır. Gelenler aslen uzaylılardır ve bu uzaylılar tarafından kaçırılan Arif, bambaşka bir gezegene götürülür. Arif, karakterine uygun bir biçimde bu gezegenden kaçıp kurtulabilmenin türlü yollarını aramaya başlar. Ancak yaşayacağı maceralar, onun bu gezegende aşk ile burun buruna gelmesine de neden olacaktır. 

Mizah, müzik, dostluk dolu sıcacık bir yol filmi olan Green Book, ünlü bir siyah piyanistle beyaz şoförünün 1962’de, bir turne kapsamında New York’tan ırkçı güney eyaletlerine yolculuklarını anlatıyor.

Bütün hayatını bir mucize bekleyerek geçiren Fikri Şemsigil, sonunda bu mucizeyi yaşar ve ‘Güneşin Oğlu’ olduğunu öğrenir. Fakat yaşadığı mucize, düşündüğünün aksine Fikri Bey’in hayatını alt üst eder. Fikri Bey’in ruhu artık, çevresindeki insanların bedenlerine girip çıkmaktadır.

Manav Halil kendi halinde yaşayan bir adamdır. Bir akşam, arkadaşlarının ısrarıyla gittiği pavyonda çalışan Sabiha’yla tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Sabiha, arkadaşı Müjgan’ın birbirlerine uygun olmadıkları yönündeki uyarılarına rağmen Halil’i evine alır ve birlikte yaşamaya başlarlar.

“İnsanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı”